Şehrin kalbinden geçen raylar, bir dönemin heyecanını taşırken bugün artık kentin sırtında ağır bir bürokratik ve teknik külfet haline geldi.
Eski Lara Mezbaha’dan başlayıp Konyaaltı Caddesi’ndeki Müze önüne kadar uzanan o nostaljik tramvay hattından bahsediyorum.
Tarihine dönüp baktığımızda; bu proje, Antalya’nın kardeş şehri Nürnberg Belediyesi tarafından, dönemin belediye başkanı Hasan Subaşı zamanında adeta bir „hediye“ olarak kente sunulmuştu.
O günün şartlarında Antalyalılar, turizmin başkentinde raylı sistemle tanışıyor, bunu çağdaş bir ulaşım adımı olarak görüyordu. Ancak gerçeği, bugünün penceresinden ve işin teknik boyutundan bakarak yüksek sesle konuşma vakti çoktan geldi de geçiyor bile.
Hatırlayın o günleri…
Henüz Makine Mühendisleri Odası Bölge Başkanı olan, sonrasının Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen, mesleğinin de verdiği teknik yetkinlikle bu projeye karşı çıkmış ve o meşhur „Dağ fare doğurdu“ çıkışını yapmıştı.
Meslek hayatının o döneminde bizler de dahil olmak üzere birçoğumuz Evcilmen’i teknoloji ve çağdaş ulaşım düşmanı ilan etmiş, üzerine gitmiştik.
Geçtiğimiz günlerde Süleyman Bey telefonla beni aradı, geçmişi yad ederken işin teknik ve sağlık yönünü bir kez daha yüzümüze çarptı: „Bu oluklu raylarda değil, yeni vagonlar, mevcut sistemi çalıştırmak bile mucize. Üstelik raylar dahil mevcut yapı kanserojen maddeler içeriyor, sağlık açısından da büyük tehlike saçıyor.“
Haklıydı… Üzerinden neredeyse 30 yıl geçti. Nürnberg’in hurdalığından toplanıp bize gönderilen, neredeyse 100 yıllık o tramvay, tıkır tıkır değil artık tıngır mıngır, adeta sürünerek bugüne geldi.
Nürnberg ilerledi, Antalya nostaljiye takıldı
Nürnberg’de bu hurdanın yerinde bugün insansız, son teknolojiyle donatılmış modern raylı sistemler tıkır tıkır işlerken; biz çöplükten çıkma bir sistemi hâlâ canlandırma adına akıl tutulması yaşıyoruz.
Bugün kimi sivil toplum örgütlerinin ve son olarak bazı muhtarların „Nostaljik tramvayımızı geri istiyoruz“ şeklindeki hiçbir bilimsel ve teknik dayanağı olmayan taleplerini hayretle izliyoruz.
Hangi nostalji? İnsan sağlığını tehdit eden, kentin en güzel ve hareketli caddelerini kilitleyen, 15-20 kişiyle gelip giden miyadını çoktan doldurmuş bir hurda yığınının peşinden koşmak kime ne kazandıracak?
Almanya’dan, özellikle Nürnberg’den Antalya’ya tatile gelen turistler, bu ucube hâlini almış tramvayın fotoğrafını çekip sosyal medyada şaşkınlıkla paylaşıyorlar. Bizim içler acısı hâlimiz, dışarıdan gelenler için sadece bir mizah veya nostalji malzemesi oluyor.

Büşra Özdemir’e açık çağrı
Buradan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’e açık bir çağrıda bulunuyorum:
Nostaljik tramvay güzergahındaki tehlikeli ve miadı dolmuş rayları acilen sökün. Antalya’nın en işlek, en güzel caddesi olan nostaljik tramvay hattını tamamen yayalaştırarak kente nefes aldırın.
„Tramvayı istiyoruz“ diye tutturanlara söktüğünüz o paslı raylardan birer parça hediye edin; bahçelerine müze niyetine koysunlar. (Hatta işin şakası bir yana, ben de vagonlardan birinin direksiyonunu hatıra olarak istiyorum!)
Tramvayı geri isteyenlere tavsiyem
Tramvayı geri istiyoruz diyenlere de bir tavsiyem:
Çöplükten kalma bir sistemi diriltmek için enerji harcamak yerine; Lara, Kundu, hatta Belek bölgesinden Müze’ye kadar uzanan güzergahta yepyeni, modern ve yüksek kapasiteli bir raylı sistem hattının kurulması için kamuoyu oluşturun.
Belek ve Kundu civarındaki onca turist bu hat sayesinde doğrudan şehre inip alışveriş yapar, esnafımız derin bir „oh“ çeker.
Haydi Antalya, bırakın artık nostalji masallarını!
Haydi Antalya, bırakın artık nostalji masallarını!
Kenti geriye götüren projelere takılıp kalmak yerine, yarını inşa edecek gerçekçi ve vizyoner adımlara odaklanma zamanıdır.







