
Mustafa AKBABA – Aykan İNAN / MÜNİH
Almanya’nın Münih kentinde 22 Temmuz 2016’da Olympia-Einkaufszentrum’da (OEZ) gerçekleştirilen ve 9 kişinin yaşamını yitirdiği ırkçı terör saldırısının 10. yılında anma töreni düzenlendi.

Aradan geçen yıllara rağmen acının dinmediği törende, kurbanlar gözyaşları, çiçekler ve dualarla anıldı.

Münih Büyükşehir Belediyesi’nin, kurban yakınları, saldırıdan sağ kurtulanlar ve “München erinnern!” (Münih Hatırlıyor) girişimiyle birlikte düzenlediği tören, saldırının gerçekleştiği OEZ yakınındaki “Für Euch” (Sizin İçin) anıtı önünde yapıldı.

Devletin zirvesi Münih’te buluştu
Anma törenine Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Bavyera Başbakanı Markus Söder, Bavyera İçişleri Bakanı Joachim Herrmann, Bavyera Eyalet Meclisi Başkanı Ilse Aigner, Münih Büyükşehir Belediye Başkanı Dominik Krause, Türkiye’nin Münih Başkonsolosu Süalp Erdoğan, siyasi temsilciler, dini cemaatlerin temsilcileri, kurban yakınları, saldırıdan sağ kurtulanlar ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Anıt alanına 9 kurbanın fotoğrafları yerleştirildi. Yakınları sevdiklerinin fotoğrafları önüne karanfiller bıraktı. Törende duygusal anlar yaşandı.

Münih saat 17.51’de sustu
Saldırının başladığı saat olan 17.51’de Münih’te hayat bir dakikalığına durdu.
Kent genelinde yaklaşık 750 otobüs, tramvay ve metro seferi bir dakika boyunca durduruldu. Vatandaşlar ve törene katılanlar 9 kurban için saygı duruşunda bulundu.

Steinmeier: “Bu saldırı bütün Almanya’yı ilgilendiriyor”
Törende konuşan Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, OEZ saldırısının sadece kurban ailelerinin değil, bütün Almanya’nın ortak acısı olduğunu söyledi.
Steinmeier, “Bu ırkçı saldırı bütün ülkemizi ilgilendiriyor ve bu ülkede yaşayan herkesi ilgilendiriyor” dedi. Saldırganın belirli insanları hedef aldığını belirten Steinmeier, nefret ideolojilerine ve aşırı sağcı propagandaya karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

Aigner: “Sağ terör kanlı izler bırakıyor”
Bavyera Eyalet Meclisi Başkanı Ilse Aigner, aşırı sağ terörün Almanya’da ve dünyada ağır sonuçlara yol açtığını söyledi. Aigner, “Aşırı sağcılık ve sağ terörizm kıtalar boyunca kanlı izler bırakıyor. Almanya da bunun dışında değil” ifadelerini kullandı.
Aigner, ırkçılık ve insan düşmanlığına karşı toplumun her gün mücadele etmesi gerektiğini belirtti.

Krause: “Kurban yakınlarını dinlemeliyiz”
Münih Büyükşehir Belediye Başkanı Dominik Krause, OEZ saldırısının sadece 9 kişinin hayatını kaybettiği bir olay olmadığını, aynı zamanda Münih’in çok kültürlü yapısını hedef alan aşırı sağcı bir terör saldırısı olduğunu söyledi.
Krause, kurban yakınlarının yıllardır saldırının gerçek niteliğinin kabul edilmesi için mücadele verdiğini belirterek, “OEZ saldırısı Almanya Federal Cumhuriyeti tarihindeki en ağır aşırı sağcı terör saldırılarından biridir” dedi.
Devlet kurumlarının geçmişte yaşanan hatalardan ders çıkarması gerektiğini belirten Krause, “Kurban yakınlarını dinlemeli ve onlardan öğrenmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Kurban yakınları: “Mücadelemiz devam ediyor”
Anmada söz alan kurban yakınları, 10 yıldır devam eden acılarını ve adalet arayışlarını anlattı.
Can Leyla’nın annesi Sibel Leyla, aşırı sağcılığın bireysel bir olay olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Leyla, “Aşırı sağcılık tesadüf değildir. Ruhsal bir hastalık değildir ve kesinlikle münferit bir olay hiç değildir. Aşırı sağcılık; siyasi başarısızlığın, kurumsal ırkçılığın ve toplumun sessiz kalmasının ağır bir sonucudur” dedi.
“Uzun süre yalnız bırakıldık”
Guiliano Kollmann’ın büyükannesi Gisela Kollmann da ailelerin uzun süre yalnız bırakıldığını ifade etti. Kollmann, “Girişimimizi kurabilene kadar altı yıl boyunca yalnız kaldık. Keşke sadece beşinci ve onuncu yıl dönümlerinde değil, daha önce yanımızda olsaydını” diyerek Cumhurbaşkanı Steinmeier’e seslendi.

“Saldırı gerçek boyutuyla ele alınmadı”
Selçuk Kılıç’ın annesi Yasemin Kılıç, saldırının ilk yıllarda gerçek boyutuyla ele alınmadığını savundu. Kılıç, “Bu aşırı sağcı terör saldırısı neden ilk günden itibaren siyasetten arındırılmaya çalışıldı? Yakınlarını kaybeden aileler neden sevdiklerinin öldürülmesinin aydınlatılması için mücadele etmek zorunda kaldı?” diye sordu.

Kılıç, Bavyera Eyalet Parlamentosu’nda araştırma komisyonu kurulmasını istedi.
Hüseyin Dayıcık’ın kardeşleri ise herkesin kökeni, ten rengi veya inancı nedeniyle korkmadan yaşayabileceği bir toplum istediklerini söyledi.

Saldırıda eşi Sevda Dağ’ı kaybeden Hacı Dağ, geçen 10 yıla rağmen acısının devam ettiğini belirtti. Dağ, “Hayallerimiz bir anda yıkıldı. Birlikte yaşlanmak istiyorduk. Her şey tek bir saniyede elimizden alındı” dedi.
Hayatta kalan tanık anlattı
Saldırıdan kurtulan Hüseyin Bayri, saldırganın olay sırasında ırkçı ifadeler kullandığını söyledi. Bayri, “Bunu yıllardır anlatıyorum ama kimse beni gerçekten ciddiye almadı. Uzun süre kimse bunun gerçekte ne olduğunu kabul etmek istemedi. Bu, ırkçı ve aşırı sağcı bir terör saldırısıydı” dedi.
Bayri, “Ben sadece hayatta kalan biri değilim. Aynı zamanda bu saldırının tanığıyım. Gücüm yettiği sürece anlatmaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

Saldırgan Ali David Sonboly kimdi?
Saldırıyı gerçekleştiren Ali David Sonboly, İran kökenli Alman vatandaşıydı. 18 yaşındaki Sonboly, 22 Temmuz 2016’da OEZ ve çevresinde çoğunluğu göçmen kökenli gençleri hedef aldı. Saldırıda 9 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Sonboly, olayın ardından intihar etti. İlk yıllarda “amok saldırısı” olarak değerlendirilen olay, daha sonra yapılan incelemeler sonucunda ırkçı ve aşırı sağcı saiklerle işlenmiş bir terör saldırısı olarak kabul edildi.

9 kişi unutulmadı
Saldırıda yaşamını yitirenler: Armela Segashi (14), Can Leyla (14), Dijamant Zabërgja (20), Guiliano Kollmann (19), Hüseyin Dayıcık (17), Roberto Rafael (15), Sabine Sulaj (14), Selçuk Kılıç (17) ve Sevda Dağ (45)







