Bir gün sevdiklerini tanıyamamak, isimleri unutmak ya da geçmişini hatırlayamamak düşüncesi birçok kişiyi endişelendiriyor.
Ancak son yıllarda yayımlanan bilimsel araştırmalar, bu konuda umut veren sonuçlar ortaya koyuyor. Uzmanlara göre beynimizin sağlığını korumak için yalnızca genetik mirasımız değil, yaşam tarzımız ve özellikle beslenme alışkanlıklarımız da büyük önem taşıyor.
Araştırmalar, beyin dostu beslenme denildiğinde ilk sırada Akdeniz diyetinin yer aldığını gösteriyor. Bol sebze ve meyve, baklagiller, tam tahıllar, kuruyemişler, zeytinyağı ve düzenli balık tüketimi; sinir hücrelerini destekliyor, kan dolaşımını iyileştiriyor ve vücuttaki iltihaplanmayı azaltıyor. Böylece beynin uzun yıllar sağlıklı kalmasına katkı sağlıyor.
Sadece ne yediğimiz değil, ne zaman yediğimiz de önem taşıyor. Son araştırmalar, yemeklerin günün belirli saatleri içinde tüketilmesinin beyin fonksiyonları üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceğini gösteriyor. Özellikle akşam yemeğinin erken yenmesi ve gece geç saatlerde yemek alışkanlığından kaçınılması, hafıza ve düşünme becerilerinin korunmasına yardımcı olabilir.
Uzmanlar, aralıklı orucun da hücrelerde koruyucu mekanizmaları harekete geçirdiğini, bunun da beyin sağlığını olumlu yönde etkileyebileceğini ifade ediyor. Bu konuda daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyulsa da mevcut bulgular oldukça dikkat çekici.
Beyni koruyan besinler
Bilimsel çalışmalar, bazı besinlerin beyin sağlığı açısından özellikle öne çıktığını gösteriyor.

Yağlı balıklar (somon, uskumru ve ringa), içerdiği Omega-3 yağ asitleri sayesinde sinir hücrelerini destekliyor ve demans riskinin azalmasına katkı sağlayabiliyor.

Zeytinyağı, sağlıklı yağ yapısıyla beyin damarlarının korunmasına yardımcı oluyor.
Brokoli, K vitamini ve sülforafan sayesinde sinir hücrelerini desteklerken, hücre hasarına karşı koruyucu etki gösterebiliyor.

Soğan, güçlü antioksidan içeriğiyle beyin hücrelerini zararlı etkilere karşı korumaya yardımcı oluyor.

Zencefil, iltihap önleyici özellikleri sayesinde zihinsel performansın korunmasına katkı sağlayabiliyor.

Kahve ise içerdiği kafein ve antioksidan bileşenlerle beyni uyarırken, düzenli tüketiminin Alzheimer riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olabileceğine dair araştırmalar bulunuyor.
Küçük değişiklikler büyük fark oluşturabilir
Demansı tamamen önlemenin kesin bir yolu henüz bulunmuş değil. Ancak bilim insanları, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku, sosyal yaşamın sürdürülmesi ve zihni aktif tutan faaliyetlerin hastalık riskini azaltabileceği konusunda büyük ölçüde hemfikir.
Belki de beynimize yapabileceğimiz en büyük iyilik, bugün soframızda başlayacak küçük değişikliklerdir. Çünkü sağlıklı bir gelecek, çoğu zaman mutfakta alınan doğru kararlarla şekilleniyor.

Dr. Fulya Sağlık







